Posts

Showing posts from 2020

New(est) Normal

  One of the latest expressions we keep hearing is the notion of a “new normal”. Well, It has been some time since I and some of my friends have lost the good old normal. Hence I called it new(est) normal.  Surely this new is not necessarily a better version of the old as it is usually the case.  I have been living in South Africa since 1998. In the old normal we used to go and visit our families approximately once a year. in our new ‘not-so-normal’ we have not been able to do it for that past five years.  In the old normal, we used to be worried about falling victim to a crime in South Africa, but in our ‘not-so-normal’ we also worry about being kidnapped and taken to another country like a criminal as it happened to some of our friends in other countries.  We had to watch our moves more carefully as we could be followed and targeted by long arms of a foreign government.  We had to let people know that we are going to the embassy of the country of our birt...

Dostumla Hasbihal - 2

Dostum nasılsın görüşmeyeli? Evet başımıza büyük isler geldi demiştim ya, demek büyük ve önemli şeyler yapılmış. Başımıza gelen sefa gelmiş. Ne gam! İşler iyiyken alkış kıyamet iken beraber olduklarımızı simdi başımıza bir şeyler geldi diye terk edecek değiliz ya? Başımıza düşen taşı yukarı atanın da pesine düşmeyelim. Senin yolunun Rehberi-i Ekmeli yerini terk eden okçuların pesine düşmüş müydü ki? Bize de onu takip etmek düşmeli.   Herkes heyecanla koştururken olan olmuş. İyi ki de olmuş diyorum bazen. Ama sonra sus diyorum kendime. “Paletler altında ezilen, hayattan bezdirilen onca masum ‘dostuna’ ayıp değil mi?” diyorum? Susuyorum. Rabbim sen görüyorsun diyorum. Yapanları sana havale ediyorum diyorum. Zira biliyorum olan senin kudret dairenin dışında değil ki? Sen olduruyorsun, bize boyun bükmek düşer.   Ama başımıza düşen taşı birisi yukarı atmıştı ki gelip başımıza düştü, öyle değil mi? O atmasaydı düşmeyecekti. Bulalım o taşı atanı ve soralım hesabını. Peki son...

Dostumla hasbihal - 1

Dostum diyeceğim sana. Neredesin, ne yapıyorsun bilmiyorum. Daha önce tanışmış ta olabiliriz tanışmamış ta. Ama bugünlerde biraz dertliyim de, aklıma sen geldin.   Hani derler ya boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor. İşte öyle bir hal var üzerimde.   Yapılması gereken işlere bakıyorum bir de kendime bakıyorum. Is çok büyük, ben çok acizim. İradem zayıf. Ortaya is koymak hiç kolay olmuyor. Ben de ürküyorum, ve üzülüyorum. Ve kalbim burkuluyor birsey yapamamaktan   Hatırlar misin eskiden talebeydik. Ah ne güzeldi. Ne kadar da rahatmışız. Elimiz dünyaya bulaşmamış, her şeyi daha bir saf görüyorduk. Ben pek bir is beceremezdim ama yanımda öyle dostlarım vardı ki, onlarla neler yapılmaz ki? Alınmıyorsun değil mi? Dost alınmaz ama. Sana onun için dostum dedim. İçimi dokuyorum sana.   Sonra islerimiz oldu. Unvanlarımız oldu. Çok ta değil canim, öğretmen olduk. Bak bu çok tatlı bir unvan iste. Öğretmen. Beklentisi, hırsı, menfaati olmayan s...